|
||||||||||||||||||||||||||
|
Kulağıma vuruyor. Bir uğultular korsu, sessiz diyarlara çağan gün ışığı gibi adım adım, yavaş yavaş. İncinmiş keman çığırışı, siren... Yalnızlık... İçine yerleştiği fıçıdan güneşlenmek için çıkan Diyojen'in bilgeliği ve erdemine hayran Büyük İskender'in onu görmeye gitmesi anı gibi. Diyojen'in karşısına geçip kendisinden ne dilerse yerine getireceğini söyler Büyük İskender. Diyojen, önündeki büyük imparatorun yüzüne bile bakmadan "gölge etme başka ihsan istemez" diye cevap verir. Modern çağın bireysel eğilimlerindendir yalnızlık. Yalnız insanı lanetli olarak tanımlar Bataille. Oysa artık bu, Diyojenvari hikmet barındıran bir tercih olmanın ötesindedir ve içinde bulunduğumuz zamanın, insanları 'diğerleri'nden mümkün olduğunca yalıtılmış bir yaşam sürmesine yönlendirdiği gibi bir gerçek mevcuttur. Bu nedenle, günümüz insanının, çağın lanetine maruz kalmış ve bir çeşit savunu olarak yalnızlığa temayül gösteren bireyler olduğu söylenebilir. Yine Bataille, "bir boşluk içine düşmenin dışında benim ne işime yarayabilir" diyerek muasır toplum üyelerinin boşunalık, arzusuz olmak ve hiçbir şey ummamak gibi yaygınlaşmakta olan bazı özelliklerini hissettiren bir ifade kullanır. Yaşadığımız yeni dünya Heidegger'e göre bütün insanların içine düştüğü zifiri bir kuyudur. Bu karanlık ve kurtulması zor mekanda ne yapacağını bilmeden kötürümleşirsin kaybolmuşluğunda. Sanki Şahmeran'ı beklercesine... |
Temmuz-Haziran 2007 sayımız anlaşmalı olduğumuz kitapçılarda. Sayımızın teması :- "Kuyu" idi. |
||||||||||||||||||||||||
Abonelik | Yazılarınızı Bize Ulaştırın | Web Master
|
||||||||||||||||||||||||||